Ozan Adiyas takma adıyla şiirler yazan Abbas Dede (Küçük Kekil) Seyit Ali Dedenin kardeşi olan Dılo Dedenin torunudur. Dılo Dedenin oğlu Seyit Ali Dedenin ikinci oğludur. (01 01. 1333 Hicri) miladi 1917 yılında Tozluca’da doğan Ozan Adiyas 4 Ağustos 1973 yılında Tozluca’da hakka yürümüştür.
Gençlik dönemimde Haydarhacı adındaki Sünni komşu köyde bir köylünün kızına âşık olur. Dedesi Dılo’nun aşk coşkusu Abbas Çevik’i etkilemiştir. Abbas Çevik’te yeşeren yürek coşkusu, diğer coşkuyla buluşunca yavaş yavaş söz dizimi olarak kendini dışarıya vurur. Abbas Çevik’in babası inanç çelişkisinden dolayı bu aşkı engeller. Abbas Çevik bir gün Çukurçeşme mıntıkasında Haydarhacı’lı genç kızların süpürge toplamasına rastlar. Bütün kızlar kapalı ve türbanlı olduğundan aralarında sevgilisini tanıyamaz. Yanlışlıkla sevdiği kıza bacı der. Sevdiği onu tanır ama Abbas Çevik sevgilisini tanıyamaz. “Bacı” diyince sevdiği kız gülümser ve yüzünü açar. Yanlışlıkla da olsa ağzından “Bacı” sözü çıktığı için artık sevdiğinden yüz çevirir. Ailenin isteksizliği ve kendi hatası nedeni ile sevgilisinden kopar.
Daha sonra evlenir bu evlilikten beş çocuğu olur. Zamanla içindeki beşeri aşk ruhani aşka dönüşür. Haçköyden Zeynel Dede ile birlikte Başköylü Hasan Efendiyi mürşit olarak kabul edip onun izinden yürümek için yanına giderler. Abbas Çevik Başköylü Hasan Efendiye: “Ben bu yola girmek istiyorum ama çok borcum var” der. Başköylü Hasan Efendi De: “Eğer bu yola girersen bütün borçların hal olur. Yeter ki, sen bu yola gir.” der. Köylülerinin anlattığına göre gerçektende bütün borçları hal olur Abbas Çevik Başköylü Hasan Efendi’nin yanında inzivaya çekildikten sonra. Başköylü Hasan Efendi’nin kuralları zamanla bu iki izciye zor gelir. Bütün dünya nimetlerinden el etek çekmek zorundadırlar. Koyun etti ve buğday ekmeği dışında neredeyse her şey yasaktır. Bu iki can zamanla zayıflayıp takatten düşerler. Bir gün açlıktan yürüyecek durumları kalmadığı bir zamanda geçtikleri mısır tarlasında mısır koparıp yerler. Tarla sahibi bunlara ateş eder. Bu sıkıntılar üzerine Zeynel Dede Abbas Çevik’e dönerek “en iyisi biz bu yoldan vazgeçelim” der. Bunun üzerine iki yaren Başköylü Hasan Efendiye giderek kararlarını bildirirler. Başköylü Hasan Efendi Abbas Çevik’e “Sen hala kendi koltuğun altındaki köpekleri öldürmemişsin” oradan döndükten sonra köyüne yerleşir ve günlük yaşamına devam eder.
Abbas Çevik hakkında araştırmaya aynı zamanda mezarını da yaptıran Abbas Çevik’in torunlarından Sinan Gültekin’le başladım. Mezar taşında doğum ve ölüm tarihleri 1 Aralık 1933- 4 Ağustos 1973 yazılı. Mezar taşında Ozan Adiyas’ın bir de dörtlüğü yazılmıştır.
Bu dünyadan vefa umma
Mehil verme sefasına
Hayaldir hep beyhudedir
Doyan yok mülkü varına
Oysa Tozluca Köyünde Muhtarlık yapmış Doğan Alkan bu tarihin “doğru olmadığını o dönemdeki bütün insanların doğum tarihleri Hicri takvimine göre yazılı olduğunu dolayısıyla 1933 değil de 1333” olabileceğini söylemektedir. “Mezarı başında ki tarihe göre 40 yaşında ölmüş olması gerekmektedir”. Köylülerden kimse mezarı başında ki doğum tarihini doğrulamamaktadır. Öldüğünde 60 yaşın üzerinde olduğunu söylemektedirler. Bunun üzerine biz Hicri takvimini esas aldık. Hicri takvimine göre 1333 yılı Miladi takviminde ki 1917’ye tekabül etmektedir.
Sinan Gültekin dedesinin şiirleri ancak onun Antalya’da yaşayan küçük oğlu Coşkun Çevikte olabileceğini söyledi. Coşkun Çevik’in bize verdiği bilgiye göre “Babam öldüğünde iki defter dolusu şiir bıraktı. Birini bana diğerini de Haçköylü Şah İsmail Dede’ye miras olarak bırakmıştı. Ozan Adiyas Haçköylü Şah İsmail Dede’nin mürşüdüdür aynı zamanda. Bendeki Defteri abim Lütfü Çevik aldı. Sonradan kayıp oldu sanırım. Ancak Şah İsmail Dede’de hakka yürüdüğü için o defter büyük bir olasılıkla çocuklarındadır oradan temin edebilirsiniz”. Ne yazık ki çok uğraşmamıza rağmen ne Şah İsmail Dede’nin çocuklarına nede deftere ulaşabildik.
Bu şiirlerin bir kısmı Tozlucalı Halk Ozanı Ali Paşa’dan diğer bir kısmı da yine aynı köyde yaşayan halk ozanı Hüseyin Doğan Alkan’dan temin edildi. Diğer şiirlerine ulaştıkça onları da burada yayınlayacağız. Böylece halk Edebiyatına önemli katkılar sunmuş bu değerlerin yitip gitmesini önleyeceğiz.
Şiirleri
1. DEVRAN-I FELEK Mİ BÖYLE
Buna kan yutturdun sabahı hicran
Bilmem bu hasretlik gider mi böyle
Ben mi tedbirimde eyledim noksan
Yoksa ki devranı felek mi böyle
Aksine devretti devranı felek
Hep havaya gitti çektiğim emek
Acep buna tahmül eder mi yürek
Mecnunda gezermiş ben gibi böyle
ADİAS bu elde etmez kararı
Dameye düşmüşüm dil mülhüzarı
Ben canımdan aziz severdim yari
Acep yarda beni sever mi böyle
2. AYRI
Beni yardan ayrı koyan
Nefsi emare’ emare
Gönül bu gafletten uyan
Bir gün kalırsın biçare
Kin dururum düşünürüm
Şol nefsimden üşünürüm
Nefsimi düşman bilirim
Ani etsem pare’ pare
Çalış nefsin eyle ıslah
Sözünü dinleme asla
Senden razı kalsın Mevla
Sen gönlünü ver bu kare
Fakir ADİAS kusurunda
Mahcuptur yar huzurunda
Yar ayırıma didarın da
Bülbülü düşürme zara
3. ŞİME
Şime Urfane lewe miri
Persbıkerime bı xızıri
Tı zana bı na sırri
Heq ayane aşığano
İlahide Kevser ame
Kerd pır cıra bade damı
Adır verda bı canemı
Aşk laiğe aşıkano
Dert laike dertliyano
Zana kedre na urfane
Kelp silmişke bıke ayne
Heval xo tede bıvene
No esrare arifano
Kamke xokerdo viran
Hona heq cıra biyo ayan
Kelbe xoki biyo nur u ıman
No ki karu kipse comerdano
Etre mutre derse wende
Eke devreşase rayede vınde
Fekirbe tımi sitem xode
Pir comerdo comerdano
4. FELEK
Ey felek yayından atılan okun
Vurdun şu sineme çift yare açtın
Zehirden serapmış atılan okun
Vurup şu sineme çift yara açtın
Felek niçin kestin benim iflahımı
Yerlerden göklere çıkardın ahımı
Tar u mar eyledin garip yuvamı
Felek sen yaramı çok derin açtın
Her gün her gün artırmada zarımı
Deşti oklarıyla yardın yaramı
Kesti mümkünümü çarelerimi
Felek sen yaramı onulmaz açtın
Dertten kervanım var sürdüm pazara
Dediler metahın dedim hep yara
Tüccarım satarım tolu bir para
Dediler pazarı pahalı açtın
5. BAK
Hasretin oktur içimde
Tutuşan ahıma bak
Varmı vuslat aç efendim
Defteri rahmana bak
Can tahamül etmez sensiz
Efendim sen tezce gel
Hasretinden yaralanmış
Yaralı sineme bak
Veçhun hayal ederken
Hicrane döndü günüm
Var eylerim sabah akşam
Mücrümü malana bak
Derdi aşktır hiç bilinmez
Nice olur engamesi
Bir yetimim dert senindir
Sen gene dermane bak
Sen benimsin dedim ama
Neyçe halım sormadın
Razıyım sen bana desen
Aht ile peymane bak
Şaşmışım bu derde çare
Neymiş bilmem begim
Sen hekimi kibiryasın
Merhemi rındane bak
Akibetsiz derde düştüm
Büktü belimden beni
Heru balım hep döküldü
Abbasi üryana bak
6. OLUR
Aşka düşenler çiğ kalmaz
Muhabbeti seval olur
Kamil olan kem söylemez
Sohbetiyle gehver olur
Âşıkların sözü ipek
Ariflerin nutku gerçek
Kamil yola verir emek
Sadık olan sulatn olur
Her can aşka dayanamaz
Yar sarp kaledir alınmaz
Bil ki her canda olamaz
Ehli sabır İhsan olur
Merdaneler kıydı cane
Onlar uymaz bu cihane
Adiyas olmuş divane
Divaneler gamsız olur
Ozan ADİYAS

