• TOZLUCA FORUM
  • Resim Galerisi
  • Videolar
Ana Menü
  • Anasayfa
  • Ziyaretçi Defteri
Tozluca
  • Tarih
  • Coğrafi Yapı
Tozluca Ozanlar
  • Ozan ADİYAS
  • Derviş YUSUF
  • Ahmet ALKAN
  • Gülşeref SEZER
  • Ozan Ali Resul
  • Aşık Ali Paşa
  • Şinaz SEZER
  • Derviş İSMAİL
  • H. Doğan ALKAN
  • Ezeli Doğanay
Anasayfa
PostDateIconPerşembe, 14 Mayıs 2009 16:38 | Haşim KUTLU tarafından yazıldı | PDF Yazdır e-Posta
GÖZLERİMİZ DEMOKRATİK ALEVİ HAREKETİNİ ARIYOR

Haşim Kutlu-Kızılbaş Meydanı

Ne yazık ki artık bedenim yeteri kadar, yaşamakta olduğumuz sürecin yüklediği sorumluluğu kaldırmaya izin vermiyor. Bir kez sarsıldıktan sonra imamesi kopmuş tesbih danesine benziyor, ne kadar dikkat ederseniz edin ne kadar itina ile yeniden dizmeye çalışırsanız çalışın, hiç bir zaman eskisi gibi olmuyor. Bu nedenle, sürece kendimi katamadığım gibi yeteri kadar izleme olanağım da olmadı.

Buna karşın, özellikle yerel seçimler başlangıcından bu tarafa, hiç olmazsa Demokratik Alevi Haraketini takibetmeğe çalıştım. 9 Kasımda Ankara'da  ve daha sonra Adana'da gerçekleşen kitlesel etkinliğin, gerek bileşenler açısından gerekse mitinglerde dile getirilen istek ve tutumların ortaya çıkardığı mesajların, örgüt yapılarında, sorumluluk düzeylerinde, ne kadar yansımasının olup olmayacağını dikkatle izlemeye çalıştım. Daha önceki yazılarımda da belirttim, ne yazık ki seçim sürecinde, Demokratik Alevi Hareketi yönetimleri, ne sözünü ettiğim eylemlerindeki kitleselliği ne de o eylemlerin mesajlarını doğru okuyabilme basireti gösteremediler. Her zaman ki gibi beklentileri ve demokratik Alevi taleplerini hiçe saydılar, tek yanlı CHP aşkına ve kişisel zaaflar ve zayılıklara zemin edip boşa çıkardılar.

Çok şey bilmek değil, en basit anlamda Alevi olmak bile yeterlidir kimi gerçeklerin gereklerinin yerine doğru tarzda getirilebilmesi için. Sorumluluk makamında olan birileri, bütün bu olan bitene karşın, son derece pişkin, nasıl da seçim öncesinde CHP yönetimiyle doğrudan görüşüldüğünü, çeşitli yerleşim birimlerinde aday olarak gösterilmek üzere listelerin hazırlanıp sunulduğu ama CHP yönetimince dikkate bile alınmadığı üzerine sızlanmalar düzebiliyor!..

Her olasılık bir yana, verildiği söylenen aday listesi kabul edilse ne olurdu?!.Dahası, Alevilerin gösterdiği adaylar belediye başkanı seçilseler ne olurdu CHP de?. Aleviler açısından ne değişecekti? Olay kişiler meselesi mi yoksa  bir sistem meselesi mi, Alevi örgütlerinin varolma nedeni olan sorunlar? Bir politika ve proğram meselesi mi ya da?. Şu anda Alevi kökenlilerin olmadığı bir siyasal oluşum mu var ve hangisinin bu güne dek, Alevilere ne faydası olmuş hangi Alevi sorununu nasıl çözmüş?.

Sızlanmanın özürü kabahatinden daha büyük, Çünkü, öyle veya böyle, en azından Alevilere şu mesaj verilmek isteniyor böylece; "Görüyorsunuz CHP gibi sosyal demokrat bir parti bize böyle davranıyor. Sol haraketlerle, demokratik hareketlerle birlikte olmak istiyoruz ama biç birisi bünyesinde, proğram ve politikalarında Aleviliere yer vermek istemiyor, bu nedenle bizim kendi partimizi kurmamızdan başka bir yol yoktur." Özellikle Avrupa örgütlerinden örülmekte böylesi bir anlayış. Genel seçimlerde de vardı böyle bir hesap ama şimdilerde yeniden pişirildiği gözleniyor. Hadi Parti ol bakalım, ne yapacaksın!. Güçlü bir demokratik hareket, güçlü bir demokratik örgüt olamamışsın, parti olsan ne olur böylesi bir zeminde. İşte örgütler de partiler de meydanda, kim ne yapıyor ya da yapabiliyor!  Oysa, iddiası olanlar için çıkarılacak son derece zengin deneyler var ve herkesin gözünün içine bakıp duruyor. Hareket olarak, olan bitenden nasıl bir ders çıkarıyor ve yol alıyorsun ki parti olarak ne yapacaksın?!!..

***

Başından beri bıkmadan usanmadan söyledim, Demokratik Alevi Hareketi yönetimlerinin hiç birinin hoşuna gitmese de, bu yüzden görmezden duymazdan gelinse de, her vesileyle tekrarladım durdum. Bu günkü şartlarda, eğer demokratik Alevi Hareketi  gerçek bir demokrasi ve gerçek bir laik Türkiye hedefinde kazanmak istiyorsa, Türkiye gerçeğinde bu başlık altında yerini alan tekmil demokrasi ve özgürlük dinamikleriyle kendi taleplerini ortaklaştırmak ve onlarla birlikte davranmak zorundadır. Bu bağlamda da kategorik olarak en temel mütttefiki Kürt Halkının özgürlük hareketidir. Emekçi hareketidir diğer taraftan, kadın hareketidir ve benzeri hareketlerdir..

Hiç tereddütsüz olarak 9 Kasım kitlesel eylemi, hem bileşim bakımından hem de siyasal mesajları bakımından bu belirlememi  adeta somutlaştırıp herkesin gözüne sokmuştur. Seçimler boyunca, en doğal müttefik durumundaki DTP, hem politik tutum bakımından hem de demokratik taleplere sahipleniş bakımındarn son derece açık ve net  bir potika izlemiştir. Ne ki, 9 Kasım eşit haklar mitinginin ve Aralık ayında Adana'da gerçekleştirilen Maraş katliamının yıl dönümü eylemliliğinin sözünü ettiğim gerçekliğinden hızla uzaklaşan, ona sahiplenmeyen Demokratik Alevi Hareketi yönetimleri, seçim sürecinde, üzerine her türden anti demokratik baskı ve tezgahlarla gidilmesine karşın, Kürt Halkının ve onun şahsında DTP' nin sergilediği performansı görmezden geldi. Güç verdiğinde, inkarçı ve imhacı Anayasal düzenin çeperlerinde önemli gediklerin açılabileceği görüle görüle, yan çizmek bir yana  demokrasi karşıtı, statükocu, hatta militarist güçlerle birlik olma yarışına girmek gibi zillet sayılacak durumlar sergiledi.

Güç verseydi ne olurdu? Açıktır ki temel ve en etkili bir demokrasi dinamiğine güç vermiş olmakla kalmaz bizzat kendi kendisine, varolma nedeni olan kendi demokratik ve özgürlük taleplerine güç vermiş olurdu.Dahası, İstanbul, İzmir, Mersin, Adana gibi yerleşimyerlerinin bir çok biriminde kendisini temsil edebilecek belediyelere de sahip olurdu. Her türden gerici blokaja karşın Dersim örneği ortadadır. Üstelik de genç bir kadın kardeşimizi seçmekle alevilerin yüzakı olmuştur. Vaz geçemediğiniz politik tavırlarınızın da bir tek olsun yaklaşık bir örneğini gösterseniz ya!. Sözün kısası, böyle yanaşık düzen bir tutum, bizzat kendisi için kendi eylemi olurdu. ama olmadı. Kim kaybetti, Alievi hareketi en başta olmak üzere tekmil devnimci remokrasi güçleri kaybetti. Maraş katlıamını protesto mitinginde, "destek verecekmisiniz" diye sorulduğunda DTP sözcüsü, "destek değil, kendi eylemimiz olarak orada olacağız" dedi. Öğrenmek ayıp değil ama, bu güne dek Alevi yönetiminin Kürtlerden öğreneceği bir şey olmadı!. Hatta ayıptan da öte zul sayıldı!..

Böyle olduğu için olacak, Seçim sonrası Genel Kurmayın yedeğine girmiş olarak AKP hükümetinin Kürt halkına karşı geliştirdiği inkar ve imhacı politikalarda devam edileceği yönündeki tutumu, bütün dünyanın gözü önünde uygulanmaktadır. Seçim sonuçlarını dikkate alarak, seçim sürecinde tek yanlı olarak ilan ettiği "Ateş kesi" kararını, "barışa ve demokratik gelişmeye bir imkan sunmak" adına 1 hazirana kadar uzattığını söyleyen KCK yönetimine, adeta yanıt verircesine askeri operasyona hız verilirken, diğer taraftanda 18 ilde eş zamanlı operasyonlar başlatılarak DTP kadroları tutuklannmakta, Kürt çocuklarına karşı  baskı ve zulüm uygulamaları İsrail yönetiminin uygulamalarını aratmayacak şekilde yürürlüğe konmuş durumdadır. Üstelik Genel Kurmay Başkanı'nın, "Vesayet-i Mütlak" hükümranlık söylemleri kendini tekrararlayarak, sözkonusu baskı, tutuklama ve savaş operasyonlarına eşlik etmekteyken.

Gerçekten demokrasiye, özgürlüklere ihtiyaç duyan örgütlü toplum kesimleri, günlerdir gelişmelere yanıt olamaya çalışıyorlar. DTP ile dayanışmaya, sevgili Hirant Dink'in katledilişinden bu yana gündemleşen; "Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hirantız" söyleminin ve tutumunun, bu kez, "Hepimiz Kürdüz Hepimiz DTP"yız  tutumuyla güncelleştirildiği, baskın bir ortamda, meydanlarda ve platformlarda gözlerimiz boşuna Demokratik Alevi Hareketi Yönetimlerini aramaktadır!. Kime niyet, kime hizmet anlaşılır gibi değil. Türkiye Cumhuriyetinin 85 yıllık anayasal düzeninde kim inkar ve imha edilmiş de geri kalanına demokrasi ve özgürlük gelmiş ki, Kürt özgürlük hareketi imha deildiğinde, Alevilere de özgürlük gelsin.  Meydanlarda dövülan, sövülen, kafası kırılan Kürt çocukları değil Alevi çocuklarıdır!, Alevi toplumudur. Bu türden meydan uygulamalarının bir tek anlamı vardır, "diğerlerine gözdağı ve ibret olsun" dur çünkü.

DTP eş Başkanı Sayın Ahmet Türk, bu satırların yazıldığı sırada, "bu uygalamalarda ısrar Kürt halkını, ruhen koparır, ortada bir seçim başarısı ve seçimde Kürt halkının açık mesajı varken, diğer yandan PKK nin 1 Hazırana kadar uzattığı bir ateş kesi varken, bunu demokratik çözüm için değerlendirelim, ölümler olmasın bu fırsat bir daha heba edilmesin" yönlü bir açıklama yaparak, Başbakandan görüşme talebinde bulundu.

Alevi hareketinden tek bir açıklama yok. Demokrasi güçleri DTP yapısında buluşarak, bir günlük DTP'li olacak ve parti yapısında görev yapacak. Demokratik Alevi Hareketi, sanki o ülkede değil, sanki hiç olmamış gibi duymuyor, görmüyor. Peki Alevi Hareketi olan biten hakkında ne diyor. Demokrasi ve özgürlükler onu ilgilendirmiyor mu!?.

Olan biten hakkında CHP nin, MHP nin, DSP nin ne dediği ortada. Hükümete "daha fazla daha fazla" diye tempo tutuyor." Ne kışla ne cami" diyen Alevi  hareketi, temsil ettiği toplumun tarihsel misyonuna ve güncel ağırlığına uygun yanıtını ne zaman verecek ve ne diyecek?.

Şahsıma gönderilen nazik davetiyenin bildirimine göre 10 Mayıs Günü Fransa Alevi Federasyonu(FUAF)nun Genel Kurul toplantısı var. Olagan genel kurullarını toplayıp yeni yönetimlerini seçecekler. O gün aralarında olmaya çalışacağım ama her olasılığı dikkate alarak bu günden kendilerini selamladığımı bildirmek istiyorum ve tabi üstteki bağlamda beklentilerimi de iletmek istiyorum. Diliyorum ki, özellikle son iki yıldır sergiledikleri performansı bu kurultayda da sergilerler.  Demokrasi ve özğürlükler adına, kendilerinden beklenilen çıkışı gerçekleştirerek, ön açıcı olurlar.

Bir parantez içi olarak Fransa Alevi Federasyonu Kurultayına ilişkin bu beklentimi bir yana koyarak, her bakımdan yol ayrımına gelmeden bir kez daha soruyor, merakla ve sabırla bekliyorum. Bütün bu olumlsuz gelişmeler karşısında Alevi hareketi ne diyor ve neresinde yer alıyor?

Marifet, üye çoğunluklarının-özellikle Avrupa'da- Kürt kökenli olduğu bilindiği halde, asimilasyonun örtük bir aleti gibi  görmezden gelerek, aslını inkar ettirerek yol yürümekte değil, tarihten devralınan inkar ve imha kültürünü, her biçimiyle,  doğru tarzda yüzleşerek, yüreklerimize damıtılmış karaları, arı duru alın terlerimizle silerek yol almaktır. Yolun da Yolcunun da en temel erkanı budur. Demokratik Alevi Hareketinin örgütlü güçleri olarak bu rolümüzü  oynayacak mıyız oynamayacak mıyız?.
 

Copyright © 2009 Tozluca.
All Rights Reserved.

C. A.